Köpekler Tartışılıyor

Karşıt Görüş'te her ay kampüste büyüyen tartışmalara yol açan konular üzerine eğileceğiz. Kampüs gazetesinin ilk sayısı için seçtiğimiz konu ise, ODTÜ Kampüsünde yaşayan köpekler. Kampüste günlük yaşamımızın büyük bir parçası haline gelen köpekler üzerine, öğrencilerden, akademik ve idari personelden farklı görüşler derledik.


 

Yrd. Doç. Dr. Korhan Özkan

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü

Pek çoğumuz için kampüsteki kedi ve köpekler güzel bir anı. Bazen zor bir final öncesi bize yoldaş oldular bazen soğuk bir kış günü onlarla yemeğimizi paylaştık. Ancak, kampüste bulunan kedi ve köpekler aynı zamanda uzun ve büyük bir tartışmanın da konusu. Bu tartışma; hayvan hakları, insan güvenliği, sağlık ve kampüs yönetimi gibi konuları içeren çok boyutlu bir sorun. Çözümü belki kolay değil ve hayvan dostlarımızla kurduğumuz bu duygusal bağ da bu tartışmalarda akılcı çözümler bulmamızı zorlaştırıyor. Kampüs sadece bizim mi? ODTÜ Kampüsünün 45 km² olduğunu ve aynı zamanda Ankara içerisinde yaban hayvanlarının yaşadığı son doğal koruma alanlarından biri olduğunu unutmamalıyız. 2013 yılında Nature Communications adlı saygın bir dergide yayımlanan çalışma; yabanileşmiş kedilerin sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde, her yıl 1,3–4 milyar kuşu ve 6,3–22,3 milyar memeli canlıyı öldürdüğünü ortaya koydu (1). Yabanileşmiş kedi ve köpeklerin doğal ekosistemler üzerine yıkıcı etkilerini uzun uzadıya tartışacak yerimiz yok; ancak etkilerinin olumsuz olduğu açık. Ben de 2000'li yılların başından beri Yalıncak tepelerinde yabanileşmiş köpeklerin artışına paralel bir şekilde tilkilerin ve yaban tavşanlarının azalışına şahit oldum. Yabanileşmiş kedi ve köpeklerin doğal yaşam üzerine kurduğu baskıya bu 'doğanın kanunu' diyerek seyirci kalmak ne yazık ki bir seçenek değil. Pati dostlarımız doğal ekosistemin bir parçası değil, onların varlığından biz sorumluyuz. Bu doğal yıkıma göz yummak; bizi, ODTÜ Kampüsünden yok olan tilkilerin, tavşanların ve diğer hayvanların ahlaki sorumluluğu altına sokuyor. Ayrıca, Kemal Kurdaş ve mesai arkadaşlarının emekleriyle yeşeren ve varlığından gurur duyduğumuz Kampüsümüzün emanetine iyi bakmak bizim en önemli görevimiz. Neler yapılması gerektiği, üzerinde çalışmamız gereken bir konu, ama Avrupa ülkelerinin % 82'sinin yabanileşmiş (ya da sokak) köpeklerini doğal ve kentsel ortamdan uzaklaştırdıklarını akılda tutmalıyız (2). Avustralya ise yok olan doğasını (3) korumak için yabanileşmiş kediler ile kıtanın tamamında mücadele ediyor (4). ODTÜ acilen doğal ekosistemini nasıl koruyacağını ve Kampüsteki kedi ve köpeklerle ilgili nasıl bir uygulanabilir çözüm üreteceğini tartışmaya başlamalı ve bunu da hislerimizle değil aklımızla ve bilimin yol göstermesi ile yapmalıyız.

1. Loss, Scott R., Tom Will, and Peter P. Marra. "The impact of free-ranging domestic cats on wildlife of the United States." Nature communications 4 (2013): 1396.

2. Tasker, Louisa. "Stray animal control practices (Europe)." WSPA and RSPCA (2007).

3.http://www.bbc.com/news/science-environment-31359188

4.http://www.dailymail.co.uk/news/article-3413923/Two-milli


 

Mahmut EREVİK

İç Hizmetler Müdürü

Üniversitemiz yerleşkesinde sahipsiz hayvanlarla ilgili olarak 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında aşağıda belirtilen çalışmalar yapılmaktadır:

- Sahipsiz köpeklerin yaşadığı/barındığı bölgelerin belirlenmesi,

- Saldırgan olan köpeklerin barınakta kontrol altında tutulması,

- Padok kafesler ile Çankaya Belediyesi ekiplerinin yakaladığı köpeklerin barınağa gönderilmesi, kısırlaştırma ve aşılarının yapılması (Kısırlaştır Aşılat Yaşat -KAY),

- Kısırlaştırılan ve aşıları yapılan saldırgan olmayan köpeklerin alındıkları bölgelere tekrar bırakılması (Bölgelere bırakılacakların sayısının tespit edilmesi),

- Yerleşkede bulunan beslenme odaklarına ek olarak yaşam alanlarından uzak bölgelerde yeni beslenme odakları oluşturulması,

- Kontrolsüz ve bireysel besleme yapılmaması için ODTÜ kamuoyunun bilgilendirilmesi,

- Sahipsiz hayvanlar ile ilgili seminerler düzenlenerek bilgilendirme yapılması.

Özellikle sahipsiz köpeklerin şehir merkezlerinde ve ODTÜ gibi yerleşke olan kurumlarda sorun teşkil ettiği ve şikayetlere konu olduğu gözlemlenmektedir. Bu konunun hayvan sevenler ve sevmeyenler olarak çok basite indirgenmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Öncelikle mevcut kanunun revize edilmesi, bu konuda daha kapsamlı bir kanun çıkarılması ve/veya en azından mevcut kanunun tüm yerel yönetimler tarafından uygulamasının sağlanması önemlidir. Aynı ilde bulunan ilçe belediyelerinin bile sahipsiz hayvanlar ile ilgili aynı uygulamayı yapmadığı, aynı önemi göstermediği görülebilmektedir. Kanunun uygulanması sokakta sahipsiz gezen köpeğin toplanıp barınaklara kapatılması olarak değerlendirilmemeli, aksine barınaklar veteriner kliniklerine dönüştürülmeli, buralar yine içinde barınağının da olacağı, rehabilite, kısırlaştırma ve aşıların yapılacağı, tekrar yaşam alanlarına bırakılan hayvanların takibinin yapılabileceği yerler olarak tasarlanmalıdır. Bu sorunun kısa vadede çözülmesini beklemek gerçekçi olmayacaktır, özellikle köpeklerin popülasyon hızı yüksek olduğu için tam anlamıyla gerekli önem verildiğinde en az 10-15 yıl arasında bir sürede çözülebilecektir.


 

Yeşim Yıldız

ODTÜ Hayvan Dostları Topluluğu Adına Topluluk Başkanı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi yerleşkesinin büyük bir bölümünü ormanlık arazi oluşturmaktadır. Bu nedenle içerisinde pek çok farklı hayvan türlerini barındırır. Tilki, tavşan, kirpi, kaplumbağa ve çeşitli kuş türlerine ev sahipliği yapan ormanımız, en çok da köpeklerin yaşam alanıdır. Gerek kampüsümüzün büyüklüğü, gerekse ormanlık oluşu yüzünden köpek nüfusu olması gerekenden çok çok fazladır. Köpeklerin nüfus yoğunluğu, çevrenin taşıma kapasitesini doldurmaya eğilimlidir. Artan nüfus yoğunluğunda, köpeklerin toplanarak başka bir yere aktarılması sürekli bir çözüm değildir, bilakis kalan diğer köpekler daha iyi besleneceğinden, daha hızlı üreyebilecekler ve azalan nüfusu hemen telafi edeceklerdir. Köpekler kısırlaştırılıp, aşılanıp, kulaklarına numaralı küpe takma işleminden sonra geldiği alana bırakılırsa; daha sakin bir köpek popülasyonu alanlarını koruyarak bulundukları bölgelere yeni köpeklerin yerleşmesine izin vermeyeceklerdir. Kampüs merkezimizde tasmalı köpeklerde deneyimlediğimiz gibi; davranış şeklini bildiğimiz, insanlarla uyum içerisinde yaşayan sürüler saldırı olaylarını büyük ölçüde düşürmektedir. Eğer kısırlaştırma ve alana geri bırakma işlemi düzenli bir şekilde ve tüm kampüs genelinde yapılırsa uzun dönemde kalıcı bir çözüm verir ve bu sayede sakin bir köpek nüfusu oluşturulduğu gibi insan sağlığı da tehdit edilmemiş olur. Ayrıca insanlarla uyumu iyi olan köpeklerin kampüs merkezinde olması ve öğrencilerle iletişim içinde olması, özellikle sınav dönemlerinde öğrencilerin sınav kaygılarını ve streslerini azaltmalarında faydalı olmaktadır. ODTÜ'lüler bu araziyi kocaman bir orman haline getirerek doğa sevgilerini gösterdiler. Bu hayvanların kampüsümüzde insan sağlığını etkilemeden yaşamasını sağlamak da ODTÜ'yü ODTÜ yapan unsurlardan biridir.


 

Sıla Umulu

Endüstri Ürünleri Tasarımı Yüksek Lisans

Bebekliğimde başladı benim "dost"larla olan hikayem. O zamanlar gördüğüm her sokak köpeğine sarılır; kuyruklarını, kulaklarını çekiştirir; ellerimi ağızlarına sokar dillerini yakalamaya çalışırdım. Ailem asla korkutmazdı beni. Kolumdan tutup çekiştirerek kaçırmazdı yanlarından. Hikayem boyunca yeri geldi herkesin köşe bucak kaçtığı "en azılı dost"larla yüz yüze geldim, yeri geldi sayısı 15-20'yi bulan sürülerle karşılaştım. Başlarda sivri dişlerle, hırlamalarla, havlamalarla karşılansam da en sonunda gördüğüm hep çılgınca sallanan kuyruklar ve "sev beni", "oyna benimle" diye bakan gözler oldu. Hiçbiri zarar vermedi bana. Çünkü ben onlara hep "dost"ça yaklaştım. Eğer onlar sizin için bir "tehdit" ise siz de onlar için bir "tehdit" olursunuz. Onlar içgüdüleriyle yaşarlar, fakat siz kafanızın içindeki korkudan ve düşmanlıktan sıyrılabilirsiniz. Onlara "dost"ça yaklaşmayı öğrendiğiniz zaman, kendinize gerçek "dost"lar edinebilirsiniz. Kampüsteki köpekler bizim dostumuz. Onlara dokunmayın.