MİMARLIK FAKÜLTESİ

Getty Vakfı'ndan ODTÜ Mimarlık Fakültesi'ne Destek

ODTÜ Mimarlık Fakültesi binasının korunması için, Los Angeles merkezli Getty Vakfı’dan önemli bir destek alındı. Getty Vakfı’nın uluslararası bir hibe girişimi olan "Keep It Modern" kapsamında, dünyanın kar amacı gütmeyen kurumlarının seçkin yapılarına destek veriliyor. Destek olunacak binaların önemli, kamuya ait ve halka açık bir işlevi yerine getirmeleri ve modern mimarlığın en iyi örneklerinden biri olmaları bekleniyor. Bu ödül ile, ODTÜ Mimarlık Fakültesi binasının değeri de dünyaca belgelenmiş oluyor. ODTÜ Mimarlık Fakültesi; Getty Vakfı’nın bu yıl toplam 1.66 milyon dolar bütçe ayırdığı, aralarında Rusya, Amerika, Almanya, İtalya, İngiltere, Brezilya ve Hindistan'ın da bulunduğu 9 farklı ülkeden 12 modern yapının arasına girdi. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Projesi’nin Getty Vakfı tarafından desteklenmesinin öneminin çok büyük olduğunu belirten ve projenin yürütücülüğünü yapan Prof. Dr. Ayşen Savaş ödülle ilgili şu bilgileri verdi: “Ödülün dilimize doğrudan çevirisi ‘Modern Olarak Tutmak’. Korunması gereken, özgün malzeme ve yapım tekniğine sahip, 20. yüzyıl mimari niteliklerini barındıran eserlerin seçildiği proje kapsamında geçen yıllarda, Sydney Opera Binası ve Kosova Ulusal Kütüphanesi’nin yanı sıra Louis Kahn, Le Corbusier, Alvar Aalto ve Frank Lloyd Wright gibi önemli mimarların ikonik yapıları korunma altına alınmıştı. Projesi yarışma ile seçilen ve 1963 yılında yapımına başlanan ODTÜ Mimarlık Fakültesi, kullanılan malzemeler, üretim detayları, mekan anlayışı ve bununla örtüşen eğitim programı ile döneminin en önemli eserlerinden biridir.”

Sanata ve mimarlığa dünya çapında yaptığı katkıları, kültürel mirasın korunmasına yönelik araştırmaları ve bu alanlarda verdiği destek ile tanınan Getty Vakfı’nın ODTÜ Mimarlık Fakültesi adına verdiği ödül, yapının mimarları Altuğ-Behruz Çinici’yi dünya gündemine taşıyor. Ayrıca, ODTÜ Mimarlık Fakültesi binasının, modern mimarlığın en önemli örnekleri arasındaki yerini, uluslararası ortamda da kurumsallaştırıyor.

Web adresi: http://www.getty.edu/foundation/initiatives/current/keeping_it_modern/in...

Biz Mimarlığı Behruz Çinici'nin Mimarlık Fakültesi'nde(n) Öğrendik*

Prof. Dr. Ayşen Savaş / ODTÜ-Mimarlık Bölümü

Bir öğrencinin mimarlığı eğitim gördüğü binadan öğrenmesi ayrıcalıktır: Bu çerçeve de bakıldığında, örneğin, Mies van der Rohe’nin İllinois Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi (ITT, Crown Hall), Paul Rudolph’un Yale Sanat ve Mimarlık Okulu (A&A) ve John Andrews’un Harvard Mimarlık Okulu (Gund Hall), mimar elinden çıkmış eğitim yapıları olarak disipliner tarihteki yerlerini almıştır. Ancak ODTÜ Mimarlık Fakültesi’ni diğerlerinden farklı kılan özellik, hemen hepsinden “daha iyi” tasarlanmış bir yapı olmasının yanı sıra, barındırdığı akademik/didaktik niteliklerdir. Burada üzerinde durulmak

istenen konu, daha iyi tasarımın ne olduğuna dair kriterlerin belirlenmesinden çok, iyi mimarlığın olmazsa olmazlarının sınanabileceği ortamı yaratan mimari araçların, tartışmaya açılmasıdır.

ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nin Öğrettikleri

Her sabah, ODTÜ’ye özgü mavi otobüslerden indikten hemen sonra, ağaçlı bir yaya yolundan (alle’den) yürüyerek, ya da otopark girişlerinden, size en yakın olanı seçerek fakülteye ulaşma anının deneyimi, ODTÜ Mimarlık ortamının size sunacağı ilk ‘mimarlık’ dersi olacaktır. Bu ve bundan sonraki

derslerin içeriği ise, öğrenilmek istenen konu ile her gelişte yeniden kurgulanacaktır. Araştırılan konu, ister ‘istinat duvarlarının estetiği’ ya da ‘mimari stil’ üzerine olsun, isterse o gün, sadece iki farklı yer malzemesinin nasıl bir araya geleceğine ilişkin kaygı ya da ‘bir yapının yerle kurduğu ilişki’ üzerine

yazmakta olduğunuz bir metnin uğraşısı ile hareket edin; yapılması gereken, küçük bir not defteri ile, yapı içi ve çevresinde kırk beş dakikalık yeni bir deneyime başlamak olmalıdır. ODTÜ Mimarlık Fakültesi, dört yıl süren eğitim süresince, önce yerleşke ve daha sonra da fakülte yapısı, yapı-çevre

ilişkisinin, girişlerin, merdivenlerin, merdiven sahanlıklarının, korkulukların, aydınlatma elemanlarının, kapıların, süpürgeliklerin, yapısal sistemin, teknik donanımın ve bunlar gibi yüzlerce konunun, ‘mimar’ tarafından tasarlanabileceği konusundaki uygulamalı dersleri yerinde verir. Ve son derste ise,

Mimarın adını tarihe, tek bir yapı ile yazabileceği öğrenilir.

İlk Ders: Girişler

ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nin birden fazla girişi olduğu ilk bakışta algılanamaz. Bunun nedeni, salt peyzaj elemanlarının yapıyı gizleyecek denli gelişmesi değil, her girişin kendine özgün mükemmelliğidir.; ancak girişler arasında belirgin bir hiyerarşiden söz etmek oldukça güçtür. Plan şeması da, buna

ilişkin ipuçlarını ustalıkla saklar niteliktedir. Farklı kütlelerin biraradalığı ile oluşan akışkan mekânsal kurgunun birden fazla başlangıç noktası vardır; ve her birinin algısı, işlev değişiklikleri, peyzaj, araba ve yaya yaklaşımı, güvenlik gibi nedenlerle son yarım asırdır sürekli dönüşmektedir.

Platform/Dekanlık Girişi:

Örneğin, 1980 yılında ODTÜ’ye giren öğrenciler için Mimarlık Fakültesi’nin sadece bir tek kapısı vardır. Güvenlik nedeni ile yıllarca kapalı kalan diğer girişlerin yeniden kullanıma açılması, on beş yılı aşkın bir süre içinde gerçekleşmiş; bu süreç içinde, bir buluşma noktasına dönüşen “dekanlık girişi,”

ODTÜ mimarlık öğrencilerinin yaşantısındaki önemli yerini almıştır. Bu kapıya farklı yönlerden yaklaşabilirsiniz; öte yandan, ulaşılan nokta hep aynı, yerden dört basamakla yükseltilmiş bir platformun kendisi olacaktır. Ve bu platform, Mies van der Rohe’nin Barcelona Pavyonu ile mimarlık söylemine, 

Modern Mimarlığın en Klasik öğesi olarak giren benzerlerinin, özgün bir örneğiymişcesine karşınızdadır. Platform yapıyı Doğu ve Kuzey yönünde ustalıkla yerden koparır. Yükü nasıl taşıdığı ve birbirine nasıl aktardığı ilk bakışta belli olmayan basamakların boyutları ve seçilen malzeme arasındaki uyum, alınacak önemli ders notlarıdır. Walter Gropius, Le Corbusier, Mies van der Rohe gibi mimarların kusursuzlaştırdığı “uçan basamaklar” ve onların ulaştıkları beyaz doğal taş düzlem, klasik dönem yapılarının anıtsallığını, tanrısallıktan kamusallığa taşıyan ölçekleri ile yeniden yoruma açar. Güney yönünden gelen ve giriş platformu ile birleşen küçük patika, ancak son basamak çıkıldıktan sonra fark edilir ve alçak gönüllü varlığı ile bir anda, ana girişin ‘bu’ olduğu konusunda şüphe uyandırır. Vestibüle uzanan iki basamak, cam cephe ve cephenin kapı olarak açılan kanatları, platformun görsel sürekliliğini sürdürür. Giriş kapılarından geçtikten sonra aynı platform, taş dokusundaki boyutları ustalıkla değiştirerek, bir giriş holüne dönüşür; malzeme bütünlüğü ve zemin ilişkisi ile idari personel odaları ve dersliklerin bulunduğu hacimlere doğru akar; ya da iki basamaklık bir kot farkı ile, dekanlık merdivenlerinin sahanlığını oluşturmak üzere, başka bir düzlemle birleşir.

Havuzlu Giriş

Fakülteye yaya yaklaşımını sağlayan alle’den gelirken algılanan bu girişin en belirgin mimari elemanları, kolonatlı arkad ve onunla birlikte çift kanatlı kapılara doğru uzanan havuzudur. En az malzeme ve detayla elde edilen bu kusursuz giriş mekanı, bugüne kadar birçok yayında yer almış, sayısız postere konu olmuştur. Arkad boyunca uzanan ince uzun havuz, havuzun su kaynağını oluşturan beton çörten, arkadın zeminini oluşturan doğal taş ve yıkanmış beton dokusu, perdeleşen narin brüt beton ayakların bu doku ile birleşim detayları, beton üst örtünün ahşap kalıp izlerini okutan yüzeyi, kolonların kirişleşen üst örtü ile birleştiği düz hattaki fuga ve derz çizgileri, dezakse yerleştirilmiş çıplak aydınlatma armatürleri ve tüm bunları çevreleyen peyzaj elemanlarının dinginliği, kaçınılmaz olarak bu olağanüstü mimarlığın ilham kaynağını sorgulatır. ODTÜ-Mimarlık Fakültesi üyelerinden, merhum Feyyaz Erpi’nin anlatışı ile: “Böyle bir deneyim ancak bir Japon bahçesinde yaşanır.” Japon mimarlığının etkisinin doğrudan olup olmadığı sorusunun yanıtı, mimarlık tarihinin araştırma konusudur. “Kunio Maekawa’nın mimarlığı ne denli özgündür?” sorusunun yanıtı, onun Le Corbusier’in ofisinde çalıştığı döneme bağlanırken, Japon minimalizminin Le Corbusier üzerindeki etkilerinin de araştırılması gerekir. Bu karmaşık etkileşimlerin, Behruz Çinici’nin mimarlığı üzerindeki yansımaları da, tam bu noktada gündeme gelir.

Beton Saçak

Kuzey otopark girişinin mimari elemanları, seçilen malzemeler, uygulama detayları ve bunların biraraya gelişindeki görsel bütünlük, iki Dünya Savaşı arasında gelişen Modern Mimarlık akımının yaydığı tasarım anlayışının sıradışı bir özetidir. Paul Rudolf, Kenzo Tange, SOM mimarlık ofisi gibi, beton saçakları, özellikle yapım teknolojisindeki ilerlemelerle, sık sık kullanan mimarlığın etkisi,1950’li yıllarda tasarlanan birçok kamu yapısı girişinde görülür. Her birinin ortak kaygısı, mümkün olduğu kadar ince bir üstörtü ile, plastiği özgün ve eklemlendiği yapıdan bağımsız algılanan, yapısal bir ‘beton kabuk’ yaratmaktır. ODTÜ Mimarlık Fakültesi beton saçaklı girişi, tüm bu deneysel araştırmaların son ürünü olacak niteliktedir. O denli özenle yapılmıştır ki, yapının giriş kotunun otopark kotundan yüksek olmasının nedeninin, işliklere ışık almak değil de, salt bu saçaklı girişi yapabilmek olduğunu söylenmek, abartı olmayacaktır. 

Brüt beton saçağın kalınlığı 19 cm’dir ve enine uzanan ince ahşap kalıp çizgileri ile bezenmiştir. Köşeleri, kalıp sökülürken ve yıllar içinde yıpranarak dökülmesini engellemek amacı ile 1cm genişliğinde pahlanmıştır. Saçak, altında koruduğu merdiveni, yapının içine kadar ustalıkla taşır ve nerede bittiği ile ilgili tüm ip uçlarını ana bina tavanının altına girerek başarı ile siler. Tavanla arasında oluşan ince bant cam yüzey, koridoru aydınlatır. Saçağın ilk iki basamağı örten kısmı, çörten detaylarındaki açı ile yukarı doğru kıvrılır; betondaki bu kıvrım, yağmur suyunun damlamasını engellerken, “giriş” hissini pekiştirir. Havada asılı duran saçağın aslında dört kolonla taşındığı, merdivene yaklaşıldığında algılanır; saçaktan 3cm boşlukla koparılmış kolonların yükü taşıyıp taşımadığı da başlıca bir araştırma konusudur. Kare planlı, zarif kolonların kalınlığı saçak kalınlığına eşittir. 

Saçağın alt yüzeyinde, iki kenarda uzanan fuga çizgilerinin belirlediği 10 cm’lik bant, altında uzanan merdiven korkuluğunu birebir yansıtır. İki metal boru üzerinde taşınan beton korkuluk bir tasarım ve teknoloji harikasıdır. Gerektiğinde pahlı gerektiğinde keskin kenarlı bu betonarme korkuluğa, ancak çok dikkatli bakıldığında, iki farklı malzemeden üretildiği anlaşılır; ve iki farklı malzemenin nasıl kalıba döküldüğü ve nasıl biraraya getirilip tek bir malzeme gibi davranabildikleri de, ilk dersin sınav sorusudur. Mozaik işçiliğinin ne denli zor olduğunu bilen mimarların bugün gıpta ile bakacakları mermerleşmiş mozaik yüzey, yıllar içinde, el değdikçe güzelleşmiştir. Yapıdaki yegane simetrik doğal taş döşeme işçiliği, saçaklı girişin koruduğu merdivende görülür ve bu klasik anıtsallık, saçağın plastik gücünü artırır. Merdivenin altında kalan ve sahanlığı taşıyan kirişin üzerindeki fugalar merdivenin detay çizgilerini yansıtır. Bugüne kadar gözden uzak durmayı başaran bu giriş, başlı başına bir diğer mimarlık dersidir. 

Han Kapısı

Fakülte binası Batı girişi, tümü ile bir mimari sürprizdir. Yıllar içinde adı “han kapısı” olarak benimsenen kemerli, ahşap kapı, varlığı ile Modern Mimarlığın evrenselliğine tepkili bireysel yaklaşımları simgeler. Louis Kahn, Alvar Aalto gibi Modernizmin ana akımının dışında kalmayı başarmış, özgün mimarlıkları ile tarihe geçmiş ustaların izini taşır. Çift kanatlı kapı ender olarak tümüyle açılır; binaya erişim ise, kapı kanatlarının içinden açılan daha küçük bir kapıdan sağlanır. Geleneksel mimarlık terminolojisine “kuzulu kapı” olarak geçen bu tipolojinin ODTÜ Mimarlık Fakültesi’ndeki yorumu, ikinci sınav sorusudur. 

Bütün Dersler / Modern Mimarlık

ODTÜ Mimarlık Fakültesi yapılar bütünün öğrettikleri üzerine yapılan araştırmaya konu olan derslerin yukarıda sıralanan özeti ve betimlenmeye çalışılan ilk dersin kapsamı, sürmekte olan kitap çalışmasının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Behruz Çinici, yaptığımız belgeleme ve sözlü tarih çalışmalarında, “ODTÜ Mimarlık Fakültesi binasının hayatlarının erken dönemlerinde tasarladıkları ve en sevdikleri” yapılardan biri olduğunu söyler. Ancak hiç birinde mimarlığının kaynakları ile ilgili detaylı bilgi vermez. Satır aralarında hep Modern Mimarlığın ustaları ile görüştüğünü ve onların ustalık yapılarını gördüğünü, ancak Fakülte binasının tasarımını bunlardan önce tamamladığını anlatır. “Onların yaptığını yapmadım”, der Behruz Çinici ve ekler: “benim yaptığım onlarınkine herhangi bir açıdan benziyorsa, bunun nedeni araştırılmalı.” Çinici “Improvisation Mimarlıkta Doğaçlama” başlıklı kitabın sunuş yazısında, mimarlık eğitimi boyunca “ustası” olarak gördüğü meslek adamlarını: Emin Onat, Paul Bonatz, Clemens Holzmeister, Gustav Oelsner, H. Kemali Söylemezoğlu, Said Kuran, Mukbil Gökdoğan ve Orhan Safa, olarak listeler. Aralarında Luici Piccinato, Erwin Heinle gibi isimlerin yer aldığı daha geniş bir listeye ise, Çinici ile farklı tarihlerde yapılan konuşmalardan ulaşmak olasıdır. Tüm bu mimar, kent plancısı ve mühendislerin ortak noktaları, Modern Mimarlığın önemli yapı ve yapılı çevrelerine imza atmış,  birçok uluslararası projede çalışmış ve alanlarında deneyim sahibi olmuş olmalarıdır. Bu uzmanların Modern Mimarlığı yorumlayışında, radikal farklılıklar olduğu açıktır. Ayrıca Çinici ile tanıştıklarında hayatlarının farklı evrelerinde olan mimarların bir grubu, mesleklerinin doruğunda Modern Mimarlığı başarı ile yorumlarken, bir diğer grubu da bu tür bir mimarlığın araçları üzerine araştırmalarını sürdürmekteydiler. Dolayısıyla, Mimarlık Fakültesi binası, “çağın ruhunu” yakalamış olmak için, oldukça geç bir yapı olarak değerlendirilebilir; ancak üretildiği bağlam düşünüldüğünde, yapının tam “zamanında” tasarlanmış olduğu da ileri sürülebilir .

Bütün bunlara karşın, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Binası, 27-28 yaşlarında genç bir mimarın olgunluk yapısı olarak değerlendirilemez; eğer bu iddianın doğru olduğu üzerinden gidilecekse, yapının barındırdığı “ustalığın” kaynaklarının, mimarın yaşından bağımsız bir mimari araştırma olarak ele alınması gerekecektir. 

 

Kaynakça:

-Anılar. Bir Sözlü Tarih Çalışması. 1956’dan 2006’ya ODTÜ Mimarlık Fakültesi-nin 50 Yılı,derleyenler Sevgi Aktüre, Sevin Osmay, Ayşen Savaş, Ankara: METU Press, 2007

-Ekincioğlu, Meral. Behruz Çinici, İstanbul: Boyut Yayın Grubu, 2001.

-Improvisation Mimarlıkta Doğaçlama ve Behruz Çinici, İstanbul: Boyut Yayın   Grubu, 1999.

-Savaş, Ayşen. “A University is a Society”, ODTÜ Projeler 1 Yarışma Projeleri 2007-2008. Sergi Kataloğu derleyen Ayşen Savaş, Ankara: METU Press, Mayıs 2008. 

 

*(Biz Mimarlığı Behruz Çinici’nin Mimarlık Fakültesi’nde(n) Öğrendik) Mimar.İst, v.l, n.42, Winter 2011, pp.40-43.